Mesajları Göster
|
|
Sayfa: 1 ... 10 11 [12] 13 14
|
|
166
|
GENEL / Güzel Yazılar / Mırnav kardeşler ve Köpek kardeşler
|
: Mart 15, 2008, 04:19:00 ÖS
|
|
[2 katlı bir evde mırnav kardeş ve köpek kardeş yaşarmış. 1. katta kedi kardeşler 5 tane kedi ve 2. katta köpek kardeşler 5 tane köpek yaşarmış Kedi adları şunlardır: — Zoli, Mandela, Lima, Suni ve Liga vardı. Köpek adları: — Oddy, Guddy, Tonya, Ussa ve Ghavo vardı. Lima: — Merhaba Guddy diye selamlaştı. Guddy: — A! Merhaba Lima diye selamlaştı. Oddy ve Mandela birlikte bahçede oynuyordu. Hemen yolda araba geldi. Yeni bir kedi kardeş geldi. Toplam 6 kedi olmuştu. Çocuk, Baba, Annesiyle birlikte gelmişlerdi. Tonya: — Çocuğun annesi. Siz yeni evde mi taşınıyorsunuz? Burası Londra şehri demiş Çocuğun annesi: — Evet, Tonya yeni bir evde oturacağız. Bizim kedimiz dışarıda dursun dedi. Tonya: —Çocuğun babası kaç katlı evde oturacaksınız? Çocuğun babası: — Tonyacım biz Lefkoşa Site’sinin A blok 12 katlı evde oturağız dedi.
Anne, baba ve çocuk dışardan ayrılmıştı. Suni: — Senin adın ne kedi? Kedi: — Benim adım Victoria. Peki, senin adın ne? Suni: — Benim adım Suni diye tanıştırmıştı. Victoria: — Tanıştığıma çok sevindim dedi. Mandela: — Gel bizimle oyna dedi. Victoria ve kedi kardeşleriyle oyun oynadı. Oddy: — Ya yeni köpek kardeş gelmedi dedi. Ussa: - Yarın gelecek bizim arkadaşımız dedi. Artık mutlu yaşadılar Hilal[/color]
|
|
|
|
|
167
|
DİNLENCE / Üyeler / Üyelere kahve yapayım
|
: Mart 15, 2008, 12:51:06 ÖS
|
Hey arkadaşlar merhaba Kahve ister misiniz? Kahve yapmayı biliyorum ama gelirseniz sevinirim Prety kardeş üyeleri çağırsın HEHEHE 
|
|
|
|
|
168
|
SİZDEN GELENLER / Güldüren Sözler / Hz. Adem
|
: Mart 15, 2008, 12:48:28 ÖS
|
Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca: -Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi? Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, dilenci: -İkimiz de Hazreti Adem’ in çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz. Sultan Fatih: -Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez. http://www.fikra.gen.tr/
|
|
|
|
|
169
|
DİNLENCE / Haberler / Onun iki yüzü var
|
: Mart 15, 2008, 12:41:54 ÖS
|
Geçtiğimiz Pazartesi doğan kız bebek gündem maddesi oldu... 15.03.2008 08:59 Hindistan'ın kuzeyinde geçtiğimiz pazartesi günü dünyaya gelen iki yüzlü kız bebek ülkenin bir numaralı gündem maddesi oldu. Görenleri hem korkutan hem de şaşırtan bebek, halk tarafından "Tanrıça" ilan edildi. Tanrı'nın ruhunun reenkarnasyonla bebeğe geçtiğine inanan Hintliler, doğduğu günden bu yana şenlik ve kutlamalar yapıyor, dualar ediyor. İki yüzü olmasına karşın bebeğin sağlık durumunun gayet iyi olduğunu belirten doktorlar ise, ileriki yıllarda ameliyatla bebeğin yüzünün düzeltilebileceğini söylüyor. Sabah http://www.haberturk.com/haber.asp?id=61322&cat=180&dt=2008/03/15
|
|
|
|
|
170
|
GENEL / Güzel Yazılar / Hülya ile Nalân
|
: Mart 15, 2008, 12:30:28 ÖS
|
|
Hülya ile Nalân iki kardeştiler. Hülya 6 ve Nalân 4 yaşındaydı. Hülya — Kardeşim niye ağlıyorsun? Nalân: —Top benim kafama geldi diye ağladı. Hülya: — Üzülme Nalân eve gidip anneme göstereyim dedi İki kardeş evlerine gitmişlerdi. 2. katta Hülya ve Nalân yaşıyordu Anne: — Kim yaptı? Diye sordu. Hülya: —Bilmiyorum. Galiba Yaramaz Mert atmıştır.
Hülya: — Mert annem geliyor. Yüzüne 9–10 şaplak atacak Anne: — Mert Nalân’a niye Kafasına top atıyorsun? Diye sormuş Mert: — Yanlışlıkla oldu demiş. Annesi Mert’i dövmüştü HİLAL
|
|
|
|
|
171
|
GENEL / Sözler / hz Ali'nin savaşları hakkında peygamberin sözleri
|
: Mart 15, 2008, 12:26:14 ÖS
|
hz Ali hilafeti döneminde üç çetin savaşa girmişti. fakat bu savaşlar eski savaşlara benzemez. zira peygamber zamanında ki savaşlarda islam dışı olan düşmanlara kılıç sallanmıştı. şimdiki durum başka, sözde aynı dinden olan bir gurup karşısında. oda islam dinine göre sakıncalı. ancak sağduyulu olanlar için hiçte sakıncalı değildi. kimi imanı eksik olanlar 'fitne' diye tarafsız kaldılar. kimi akıllılar peygamber namına hadis uydurup temize çıkmak istediler. güya peygamber 'benden sonra bir fitne olacak, o zamanı görürsen sakın girme. kılıcını kır evinde otur' demiş. bu çeşit sahabeler Ali'ye kin tutanlardandı. ancak başkası gibi küstahlıkla ortaya çıkmakla değil, sinsi kin bağlamakla kendilerini belli edecek kadar karşı durum alıyor. halbuki Cemel, Sıffın, ve Nahrevan savaşlarını peygamber daha önceden haber vermiş ve Ali'yi bu savaşa hazırlamıştı. bu hadisler Ali'nin Cemel, Sıffın ve Nahrevan savaşlarının Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarının bir devamı olduğunu gösteren hadislerdir. 1) Hukeyd el Ensari rivayet ediyor ve diyor ki 'Nahrevan savaşında Ali'nin ağzından şunları işittim. 'peygamber hazretleri bana Nakisiyn, Kasıtiyn ve Marıkıyn gurupları ile savaşmam için emir verdi.' ' Hatip el Bağdadi tarih kitabında c8 s340 İbni Kesir tarih kitabında c7 s305 Nakisiyn: verdikleri sözde durmayanlar Kasitiyn: doğru yoldan çıkanlar Marikıyn: dinden çıkanlar 2) Abdullah bin Mesut rivayet ediyor ve diyor ki 'peygamber hazretleri Ümmü Selemenin evine geldi, biraz sonra yanına Ali geldi. peygamber 'ey Ümmü Seleme, benden sonra Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikıyn gurupları ile savaşacak olan budur' dedi.' Attabari Riyad kitabında c2 s240 İbni Kesir tarih kitabında c7 s305 el Müttaki el Hindi Kenzül Ummal kitabında c6 s391 şeyhul islam el Hamvini Feraid kitabında 27. babta 3)yine sahabelerden Ebu Said el Hudri diyor ki 'hazreti peygamber bize Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikiyn gurupları ile savaşmamız için emir verdi. 'ya Resullullah kimin yanında olalım' dedik, ' Ali bin Ebu Talib'in yanında' dedi. ' Hakim ve Suyuti'ye göre Hafız el Künci Kifayet kitabında s72 İbni Kesir tarih kitabında c7 s305 4)Ammar bin Yaser diyor ki 'peygamber Ali'ye 'ya Ali, zalim zümre sana savaş açacak, hak yolunda sensin. o gün sana yardım etmeyen benden değildir' dedi.' İbni Asakir tarih kitabında Suyuti cem ve tertip kitabında c6 s155 Zerkani Şerhül Mevahip kitabında c3 s317 5) Ali bin Rebi'a el Valibi diyor ' Aliden işittim.dedi ki 'peygamber benden ahid aldı, kendisinden sonra Nakısiyn, Kasitiyn ve Marikiyn guruplarıyla savaşmam için' ünlü alimlerden Hafız el Heytemi Mecma Ezzevaid kitabında c7 s638 İbni Kesir tarih kitabında c7 s304 Zerkani Şerhül Mvahip kitabında c3 s217 6) büyük sahabelerden Ebu Eyyüp el Ansari kanalıyla rivayet ediliyor. Ebu Sadık şöyle anlatıyor 'Ebu Eyyüp el Ansari Irak'a geldiğinde kendisiyle buluştum ve dedim ki ' Allah seni peygamberin sohbetiyle ve Medine'ye ilk buyurduğunda senin evinde misafir olmasıyla büyük şeref verdi. şimdi ne oluyor sana her gün silahını Kuşanıp Müslüman bir zümreye yürüyorsun?' bana şöyle dedi. 'peygamber hazretleri bizden ahid aldı önce Nakisiyn olanlarla savaşmak için, onlarla Cemel'de karşılaştık. sonra Kasitiyn olanlar için aynı ahdi aldı, işte şimdi onların üzerine yürüyoruz. birde Marikiyn olanlar için yine ahid aldı, fakat onları henüz bilmiyoruz.' İbni Asakir tarih kitabında c5 s41 İbni Kesir tarih kitabında c7 s306 El Müttaki El Hindi Kenzül Ummal kitabında c6 s88 http://www.alevilerbirligi.com/showthread.php?t=96
|
|
|
|
|
172
|
SİZDEN GELENLER / Peygamber Efendimiz(s.a.v.) / Sahabenin İmanının Kuvvetine Yetişilmez
|
: Mart 15, 2008, 12:17:42 ÖS
|
Sual: Deniliyor ki: Sahabeler Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ı gördüler, sonra iman ettiler. Biz ise görmeden iman ettik. Öyle ise, imanımız daha kavidir. Hem kuvvet-i imanımıza delalet eden rivayet var? Elcevab: Sahabeler o zamanda efkar-ı amme-i alem hakaik-ı İslami’ye muarız ve muhalif iken ; - sahabeler- yalnız suret-i insaniyete Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ı görüp bazen mucizesiz olarak öyle bir iman getirmişler ki; bütün efkar-ı amme-i alem, onların imanlarını sarsmıyordu. Şüphe değil, bazısına vesvese de vermezdi. Sizler iseniz kendi imanınızı, sahabelerin imanlarıyla muvazene ediyorsunuz. Bütün efkâr-ı amme-i İslami’ye, imanınıza kuvvet ve senet olduğu halde; Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın şecere-i tuba-i nübüvvetinin çekirdeği olan beşeriyeti ve suret-i cismaniyyesini değil… Belki umun Enver-ı İslami’ye ve hakaik-ı Kur’a niye ile Nuran-i muhteşem şahsı manevisini bin mucizat ile muhat olarak akıl gözüyle gördüğünüz halde, bir Avrupa feylesofunun sözüyle vesvese ve şüpheye düşen imanınız nerede! Bütün âlem-i küfrün ve Nasıra ve Yehud’un ve feylesofların hücumlara karşı sarsılmayan sahabelerin imanları nerede! Hem, sahabelerin kuvvet-i imanlarını gösteren ve imanlarını gösteren ve imanlarının tereşuhatı olan şiddet-i takvaları ve kemal-i salâvatları nerede! Ey müddei! Senin şiddeti zaafından fersizi tamimiyle senden göstermeyen sönük imanın nerede! Amma, Hadisle varit olan ki, ‘ Ahir zamanda beni görmeyen ve iman getiren daha ziyade makbuldür’ mealindeki rivayet, hususi fazilete dairdir. Has bazı eşhas hakkındadır. Bahsimiz ise fazilet’i külliye ve ekseriyet itibariyledir. ( Sözler) Hilal 
|
|
|
|
|
174
|
SİZDEN GELENLER / Çocuklar İçin / DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ
|
: Mart 15, 2008, 12:40:58 ÖÖ
|
|
AÇIKLAMA -1-
Ekim ayının ilk Pazartesi günü Dünya Çocuk Günü' dür. Çocukların iyi yetiştirilmesi ulusların ortak sorunudur. Bu ortak sorun için ilk çalışmalar 1923 yılında başladı. İsviçre'nin Cenevre kentinde toplanan kırk ülkenin delegeleri Uluslararası Çocukları Koruma Birliği'ni kurdular.
Uluslararası bu kuruluş, Birleşmiş Milletler Örgütü' nün kurulmasını izleyen yılda UNICEF' e dönüştü. UNICEF, "Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu"nun kısaltılmış adıdır. Birleşmiş Milletler Örgütü 1954 yılında oybirliği ile Ekim ayının ilk pazartesi gününü Dünya Çocuk Günü olarak kabul etti.
Dünya Çocuk Günü evrenseldir. Birleşmiş Milletler Örgütü' ne üye bütün ülkelerde aynı günde kutlanır. Üye ülkelerin radyo, gazete ve televizyonlarında bu günün önemi anlatılır. Çocukların bakım ve korunmasının gerekliliği üzerinde durulur.
Çocuklar yarının büyükleridir. Geleceğin yöneticisi ve güvencesidirler.
İnsanlığın mutluluğu, dünyamızın güzelleşmesi, çocukların korunmasın, iyi yetişmesine bağlıdır. Barış içinde yaşamak, güzellikleri paylaşmak, eğitimle olur. Dünya Çocuk Günü çocuklar arasında ortak duygular oluşmasını, ulusların barış içinde yaşama özlemlerinin pekişmesini amaçlar.
Bu amacın gerçekleşmesi için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1959 yılında daha iyi bir yaşam, mutlu bir çocukluk dönemi için Çocuk Hakları Bildirisi' ni yayınladı.
Ülkemizde çocuklara sağlık hizmeti götürmek amacıyla çocuk hastaneleri açılmıştır. Çocuk yaşta suç işleyenlerin iyiye yöneltilmesi için Çocuk Islahevleri kurulmuştur. Büyük yerleşim merkezlerinde çocuk bahçeleri vardır. Çocukların yararlandığı çocuk kitaplıkları kurulmuştur. Öte yandan anasız, babasız çocukların korunması, bakımı, barındırılması için Çocuk Esirgeme Kurumu ve Yetiştirme Yurtları açılmıştır.
Dünya Çocuk Günü'nde okullarda, sınıflarda günün anlam ve önemi üzerinde durulur. Dünya Çocuk Hakları ve Türk Çocuk Hakları Bildirileri okunur. Bildirilerde belirlenen belli başlı haklar konusunda açıklamalar yapılır.
AÇIKLAMA -2-
Bugün küçüğüz. Ama yarın büyüyeceğiz. Okuyup ailemize. milletimize ve devletimize faydalı insanlar olacağız. Subay, doktor, avukat, öğretmen, hakim, mühendis, memur, tüccar olup, yurdumuza hizmet edeceğiz. Henüz küçük olduğumuz için, her ihtiyacımızı annemiz ve babamız karşılar. Babamız dışarıdaki ihtiyaçlarımızı karşılar. Annemiz bize bakar, yiyecekleri pişirir, giyeceklerimizi diker ve onarır. Annesiz ve babasız çocuklara "Çocuk Esirgeme Kurumu" bakar.
Bir ülkenin geleceği için, çocuk çok önemlidir. Gelecekte büyüyecek olan bu çocuk, vatanına hizmet edecektir. Ailesine yardımda bulunacaktır. Bunun için, çocukların sağlıklı büyümeleri ve eğitilmeleri gerekir. Ahlaklı, dürüst, vatansever olarak yetiştirilen insanlar, vatanları için bir teminattır.
Cumhuriyet döneminde, yüce Atatürk'ün emriyle, Türk çocuklarının en iyi şekilde yetiştirilmesine çalışıldı. Sağlığına, eğitim ve öğretimine önem verildi. Çocukların okumaları için her kademede okullar açıldı. Çocuk bakım evleri, doğum evleri, çocuk hastaneleri, çocuk yuvaları kuruldu. Yardım kurumları eliyle kimsesiz çocuklara yardım edilmektedir. Okullarımızda çocukların eğitimi ve sağlığı üzerinde çok dikkatlice durulur. Anne, baba ve öğretmenler bizim çok iyi bir insan olarak yetişmemiz için uğraşırlar. Biz de, bu emekleri boşa çıkarmayalım. Çok çalışalım. Büyüklerimizin sözünü dinleyelim. Herkesle iyi geçinelim. Yoksul, kimsesiz arkadaşlarımıza yardım edelim.
Çocukların kıymetini bilen, onlara önem veren milletler, iyi bir neslin yetişmesi için çalışırlar. Okullar, çocuk tiyatroları, çocuk kütüphaneleri, çocuk parkları ve bahçeleri yaparak, çocukların en iyi biçimde yetişmelerini sağlarlar.
Gazete, dergi, kitap, çeşitli çocuk yayınları, çocukların eğitim, öğretim, kültür ve bilgi bakımından gelişmeleri için çıkarılır. Radyo ve televizyonlarda çocuklar ile ilgili programlar düzenlenir.
Atatürk, hiç bir milletin yapmadığını Türk çocukları için yaptı. En büyük bayramımız olan 23 Nisan Milli Egemenlik Bayramı'nı bize armağan etti. Bugün bu bayram, çocuk bayramı olarak kutlanıyor. Vatanımızı düşmandan kurtaran Atatürk, Türk çocuklarından vatansever olmalarını ister. Vatanın bir karış toprağını bile canları pahasına da olsa kimseye vermemesini, gerektiğinde seve seve canlarını vermelerini ister. İyi birer yönetici olarak yurdumuzun yücelmesine ve kalkınmasına yardımcı olmalarını ister.
Çocuklara önem veren milletler, Ekim ayının ilk Pazartesi gününü "Dünya Çocuk Günü" olarak kabul etmişlerdir. Bu günde çocukların iyi yetişmeleri ve korunmaları üzerinde durulur. Kimsesiz çocuklara yardımlar yapılır. Çocukların iyi birer insan olarak yetiştirilmelerine uğraşılır. Irk, dil, din farkı gözetilmeden bu yardım yapılmalıdır.
|
|
|
|
|
175
|
GENEL / Güzel Yazılar / İlkbaharı Seven Çocuk
|
: Mart 14, 2008, 06:38:12 ÖS
|
|
Aslıhan ilkbaharı seviyormuş. Mevsim da sonbahar’dı.
Aslıhan:
— Ya İlkbahar ne zaman gelecek? Diye düşünmüş.
Aslıhan sokağa çıkmıştı. Bu arada Aslıhan 12 yaşındaydı.
Sokağın başında oturmuş ağlıyordu.
Aslıhan’ın sınıf arkadaşı Zeynep:
— Ne oldu Aslıhan?
Aslıhan:
—İlkbahar gelmiyor.
Zeynep:
— Üzülme Aslıhan. Bak ilkbahardan daha güzel mevsimler var. Bu sonbaharda senle oyun oynayalım dedi.
Aslıhan çok sevindi.
Aslıhan Zeynep’e teşekkür etmiş.
Zeynep’le birlikte oyun oynamış.
HİLAL
|
|
|
|
|
176
|
SİZDEN GELENLER / Peygamber Efendimiz(s.a.v.) / İslâm Ahlâkı
|
: Mart 14, 2008, 06:35:58 ÖS
|
İyi bir insan olmak iki şeye bağlıdır. Güzel huylara sahip olmak ve kötü huylardan kaçınmak. Hakiki bir müslüman, güzel ahlâka sahip olan ve kötü ahlâktan uzak duran insandır. Dünya ve âhıretin saadeti, güzel ahlâk ile süslenmeye bağlıdır. Güzel ahlâk, ilim ve edep öğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle elde edilir. Kötü ahlâk da, cahil kalmak, edepsiz olmak ve kötü insanlarla arkadaşlık etmekten hasıl olur. Huyların bazısı, insanın yaratılışında bulunabildiği gibi, sonradan da elde edilebilir veya değiştirilebilir. Güzel huylara sahip olmak için, ahlâk ilmini öğrenmeye ihtiyaç vardır. Ahlâk ilmi, ruh sağlığı bilgisi demektir. Tıp ilminin, beden sağlığı bilgisi olmasına benzer. Çünkü kötü huylar, ruhun hastalıkları ve kötü işler de, bu hastalıkların alâmetleridir. Ahlâk ilmi çok şerefli, pek kıymetli, en lüzumlu bir ilimdir. Çünkü ruhun kötülükleri bu ilim ile temizlenebilir. Ruhun, iyi huylarla süslenmesi bununla mümkün olur. insan, ahlâk ilmi sayesinde güzel ahlâk sahibi olur. Kirlenmiş, hasta ruhlar da, bu ilim yardımı ile temizlenir, iyi ahlâka kavuşur, iyi, temiz ruhlar da, bu ilim bereketi ile temizliğini arttırır, yerleştirir. İnsanlar iyiliğe, ahlaken yükselmeye elverişli olarak doğar. Nefsin kötü isteklerine, uymak, güzel ahlâkı öğrenmemek ve kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, sonradan kötü huyları meydana getirir. Hadîs-i şerifte, (Herkes, müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir. Bunları sonra anaları babaları yahudi, hıristiyan ve imansız yapar) buyruldu. Kendi elinle bozuyorsun kendini! Yoksa, Halık güzel yaratmıştı seni. Herkesin huyu değişebilir. Hiçbir kimsenin huyu, yaratılıştaki gibi kalmaz. Huylar değişmeseydi, Pey gamberlerin getirdikleri dinler boş, lüzumsuz olurdu. Âlimlerin sözbirliği ile koymuş oldukları terbiye ve ceza usûlleri abes (gereksiz, boş) olurdu. Bütün ilim adamları, çocuklarına ilim ve edep öğretmiş ve terbiyenin fayda sağladığı her zaman görülmüştür. O halde, huyun değiştiği güneş gibi meydandadır. Şu kadar ki, bazı huylar iyice yerleşmiş, ruhun özelliği gibi olmuştur. Böyle huyları değiştirmek, yok etmek pek güç olur. Böyle kötü ahlâk; en çok, cahil ve kötü kimselerde bulunur. Bunu değiştirmek için ağır riyazet ve çok mücahede lâzımdır.Nefsin isteklerini yapmamak için çalışmaya "Riyazet" denir. Nefsin istemediği şeyleri yapmaya da "Mücahede" denir. Cahiller, aklı noksan olanlar, huy değişmez diyerek, nefisle mücahede ve riyazet etmiyorlar. Kötü huylarını temizlemiyorlar. Böyle kabul edip de, herkes kendi hevesine bırakılırsa, suçlulara ceza verilmezse, insanlık felâkete gider. Bunun için, Allahü teâlâ kullarına acıyarak onları terbiye etmek, iyi ve kötü huyları öğretmek için peygamberler gönderdi. Bu rehberlerin en yükseği olarak Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmı seçti. Onun dîni ile, önce göndermiş olduğu bütün dinleri nesh etti, yürürlükten kaldırdı. Onun dîni, bütün dinlerin sonuncusu oldu. Böylece, iyiliklerin ve terbiye usûllerinin hepsi onun parlak dîninde yer almıştır. Aklı olanlar, iyiyi kötüden ayırabilenler, bu dinden çıkarılmış olan ahlâk kitaplarını okumalı, öğrenmeli ve işlerini buna göre düzenlemelidir. İnsanın dünyada ve âhırette rahata ve huzura, sonsuz saadete, kurtuluşa kavuşması ve böylece aile ve cemiyet hayatinin düzenine yardım etmiş olması lâzımdır. İnsanların birinci vazifesi de budur. İslâm ahlâkı üçe ayrılır: 1- İnsanın yalnız iken, başkasını düşünmeden, işlerinin iyi veya kötü olduğunu anlatan ilimdir. Buna "Ahlâk ilmi" denir, insan yalnız olduğu zaman da, bu işlerini bildiği gibi yapar. Meselâ, yumuşak huylu, cömert, utangaç insan; yalnızken de, başkaları yanında da hep böyledir. Ahlâk ilmi, insanın böyle hiç değişmeyen iyi işlerini öğretir. Kötü huyları ve bunlardan kurtulmak çarelerini gösterir. 2- İnsanın, ev içinde, çoluk çocuğuna karşı hareketlerini inceler. Buna "Ev idaresi âdabı" denir. 3- İnsanın, cemiyet hayatındaki vazifelerini, hareketlerini bildirir. Buna "Sosyal terbiye" denir. < Önceki Sonraki > [ Geri Dön ] © 2008 Çocuk Pınarı Bu site "Huzur Pınarı" hizmetidir. http://www.cocukpinari.com/index.php/content/view/307/26/
|
|
|
|
|
178
|
GENEL / Çocuk ve Çevre / Dünya sağlık örgütü (WHO) sağlıklı olma halini tanımlamıştır.
|
: Mart 14, 2008, 06:28:13 ÖS
|
Psikolojik ve fiziksel olarak sağlam olma; organların tam sağlıklı çalışması ve ruhsal sağlığın dengeli olmasıdır. Hiçbirimizin sağlığı garanti altında değildir. Gerek yiyecek içecek alırken, gerek giysi alırken, gerek vücudumuzu kullanırken sağlığımızı koruyacak, zarar görmemizi engelleyecek şekilde davranmaya alışmalıyız. Bana birşey olmaz diyerek tek değerli şeyimiz olan sağlığımızı riske atmamalıyız. Çünkü hepimize birşey olabilir. Günümüzde sağlığa zararlı olabileceği ispatlanmış maddeler mevcuttur. Bu maddelerin kullanımından mutlaka korunmak gerekir. Sigara, alkol, uyuşturucu gibi. Bunun dışında içinde koruyucu madde içeren, sentetik, çok fazla rafine işlem görmüş gıdalardan uzak durmaktan fayda vardır. Tabi ki genel sağlığımızı koruyucu daha geniş uyarı listesi oluşturulabilir. Ancak ben hareket sisteminin sağlığını korumak için neler yapmalı ya da yapmamalıyız, bundan bahsetmek istiyorum. En hor kullandığımız sistemlerimizden birisi hareket sistemimizdir.Kendimizi iyi tanımazsak gücümüzden fazlasını kullanmak istersek,hareket sisteminde sakatlık oluşma riski fazladır. Vücudumuzdan gelen zorlanma belirtilerine kulak asmazsak yine aynı sonuçla karşılaşabiliriz.O halde vücudumuzu nasıl kullanacağımızı bilmemiz gerekir.Marketten teknojik bir alet aldığımızda kullanma kılavuzunu mutlaka okuruz.Çok daha değerli olan vücudumuz daha fazla özeni haketmektedir. Boyun ve omuz sağlığını koruma -Boyun omurga sistemini aşırı zorlanmalara ve fıtık riskine karşı korumak için uzun süreli aynı pozisyonda masa başında kalmamalısınız. Sık sık ara vererek “ gıdı çıkarma” egzersizini yaparak başınızı geriye doğru yapabildiğinizce eğmelisiniz.Bunu 5-6 kez tekrarlayın -Koltuk kanepe kenarına uzanıp başınızı dayayarak yatmayın, televizyon izlemeyin, uyumayın. Ortopedik yastıkla boynunuzu destekleyerek yatın yada oturun. -Boyun hareket açıklığını korumak için her yöne doğru, gidebildiği en son noktaya dek 6-7 kez boyun egzersizi yapın. Omuz ve sırt sağlığını koruma Dik durmaya özen göstermelisiniz. Oturarak çalışıyorsanız mutlaka bel yastığıyla, bel boşluğunu desteklemelisiniz.2 saatte bir oturduğunuz yerden kalkıp,omuz ve sırta germe egzersizleri yapmalısınız. Koltuk ve kanepede kaykılarak oturmamalısınız. Elleri yastık altına koyup omuzlar 90 derece veya üzeri pozisyonda uyumamalısınız. Bu pozisyon omuz tendon kaslarının kanlanmasını bozarak, sıkışma sendromu hastalığına neden olabilir. Omuzlar 90 derece ve üzeri pozisyonda ağırlık kaldırmamalısınız Omuzlar yukarı uzanır pozisyonda uzun süreli işlerle uğraşmamalısınız. Hergün düzenli olarak sırt kaslarını güçlendirici egzersiz yapın.2-3 farklı egzersizi 50-60 kez tekrarlayın Bel Sağlığını Koruma ( Mc Kenzie yöntemi ) -Masa başında uzun süreli oturmamalısınız. 2 saatte bir ara vererek, ayağa kalkıp elleri bele yerleştirip, 5-6 kez beli mümkün olduğunca geriye doğru esnetmelisiniz. -Mutlaka bel boşluğunu destekleyen bel yastığı kullanmalısınız. -Masa yüksekliği göğüs kafesinin bittiği mide hizasında olmalıdır. -Kullandığınız bilgisayar tam karşınızda ve göz hizasında olmalıdır. -Ağır kaldırmaktan (5-10 kg dan fazla) kaçının veya mutlaka yardım isteyin. -Öne yarı eğili pozisyonda kalmamaya özen gösterin, bu pozisyonda bir obje kaldırmayın. -Taşıyacağınız objeleri, gövdenize mümkün olduğunca yakın tutarak destek alın. -Dönerken gövdenizle değil, ayaklarınızı kullanarak, tüm vücut olarak dönün.Hele elinizde ağırlık varsa buna daha da özen gösterin. -Eğer yukarıdaki yanlış hareketlerde bulunursanız, mutlaka sonrasında belinizi en az 10 kez geriye doğru esnetin. -Ağır bir objeyi yerden kaldıracaksanız öncesinde mutlaka belinizi 5-6 kez geriye doğru esnetin daha sonra kaldıracağınız objeye iyice yaklaşıp bacaklarınızı açıp, belinizi eğmeden dizlerinizle çömelip, objeyi vücudumuza yakın tutarak kavrayıp, dizleriniz ve kollarınızdan kuvvet alarak kaldırın. İndirirken de dizlerinizle çömelerek eğilin. -Yorucu işlerden veya sportif faliyetlerden sonra, sıcak duş veya banyo sonrasında kendinizi salarak oturmayın, düzgün olmayan bir pozisyonda uyuya kalmayın, uyandığınızda beliniz veya boynunuz tutulmuş olabilir. -Uzun seyahatlar sırasında bel yastığı kullanın.2 saate bir mola verip yada ayağa kalkarak belinizi arkaya doğru 5-6 kez esnetin,yürüyün. -Eğer sık tekrarlayan veya kronik bel ağrısına sahipseniz McKenzie tedavi yönteminin kriterlerine uyuyorsanız,bu yöntemle %100 tedavi olmanız mümkündür.Daha sonrasında yukarıdaki önerilerle bel sağlığınızı koruyabilirsiniz. http://soruvecevap.blogcu.com/10835181/
|
|
|
|
|
179
|
DİNLENCE / Üyeler / Ynt: Merhaba
|
: Mart 14, 2008, 06:25:35 ÖS
|
Merhaba ben yeni üyeyim  Pretty dinlence sitesi bu kadar değişti yaw Arkadaşlar neden bu dinlence sitesi değişti onu anlamadım 
|
|
|
|
|